Coca Cola fabrikası açıp, ABD’ye tepki göstermek!

Kudüs’ün başkent ilan edilmesi İsrail’in yıllardır çabaladığı bir konu… Aynı zamanda İsrail’in, ABD’de güçlü bir lobisi var. Ancak Trump’ın Kudüs kararı, sadece İsrail’in Beyaz Saray üzerindeki etkinliği ile açıklanamayacak boyutta.

Çünkü ABD’deki gelişmeler, Trump’ın gündem değiştirip süreci kendi lehine çevirmesini zorunlu kılıyor.

Şu anda Trump’ın yakın çevresine ve hatta kendisine kadar uzanma ihtimali olan bir FBI soruşturması var.

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı ve aynı zamanda sağ kolu olan Michael Flynn, FBI ile anlaşarak itirafçı olmuş durumda.

ABD yargı sisteminde; delillerin güçlü olduğu davalarda sanıklar karar açıklanmadan “suçu kabullenme” yoluna giderek, itirafçı oluyorlar. Tıpkı Reza Zarrab’ın yaptığı gibi…

Trump’ın eski danışmanı Flynn da aynı yöntemi seçmiş.

Rusya’nın ABD seçimlerine müdahil olması ve manipüle etmesi iddialar arasında.

Davanın üzerine kurulduğu ana konu ise 1799’da tarihli Logan Yasası. Bu yasaya göre; vatandaşların hükümet izni olmadan ABD’nin dış ilişkilerine müdahil olması, görüşmeler yapması kesin bir şekilde yasaklanıyor.

İşte Flynn’ın bu yasayı çiğnediği üzerinde duruluyor.

Flynn görevinden ayrılmak zorunda kaldığında Trump, “Çok önemli ve yetenekli bir isimdi, kamuoyunun baskısı yüzünden istifa etmek zorunda kaldı” sözleriyle sağ koluna sahip çıkmıştı.

Flynn’ın itirafçı olmasıyla işler bir anda değişti. Tıpkı Türkiye’de Zarrab’a destek olanların aniden Zarrab hakkında ithamlarda bulunması gibi Trump, Flynn ve FBI’yı hedef almaya başladı.

Trump,  twitter üzerinden yaptığı açıklamada “General Flynn’i, Başkan Yardımcısı ve FBI’ya yalan söylediği için kovdum. Bu yalanlarından dolayı suçlu. Bu utanç verici…” ifadelerini kullandı.

Flynn’ın itirafları nerelere uzanacak, bu itiraflar sonrasında yeni davalar açılacak mı, bu soruların cevabını davanın seyrinde göreceğiz. Ama şu bir gerçek ki; Trump’ı kolay günler beklemiyor.

Öte yandan ABD başkanlarının ulusal güvenlik danışmanları çok stratejik isimlerden oluşur. Geçmişte bu görevde; Henry Kissinger, Zbigniew Brzezinski, Colin Powell, Condoleezza Rice gibi isimler bulunduğunu da hatırlatalım. Dolayısıyla Flynn çok kritik bir isim…

Hatırlanacağı üzere Obama görevinin son aylarında Rusya ile ilişkilerini askıya alma noktasına gelmiş, 36 Rus diplomatı “casusluk” gerekçesiyle sınır dışı etmişti. Bu aslında Trump’a uzanacak sürecin ilk işaretleriydi. İlerleyen günlerde Demokratlar’ın Trump yönetimine daha sert bir muhalefete başlamaları ihtimal dahilinde.

İşte böyle bir tabloda Trump’ın Kudüs kararı geldi. Tam bir siyasetçi hilebazlığı…

Sonuçlarının nereye ulaşacağını kestirmek güç…

***

Şu da bir gerçek ki İslam dünyasının Kudüs ve “ümmet” bilinci kesinlikle yok. Suudi Arabistan, ABD yönetiminin eleştirilmemesi için basına talimat veriyor, İslam İş Birliği Teşkilatı, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği gibi örgütlerden doğru düzgün bir açıklama dahi gelmiyor.

Türkiye ise doğrudan ABD’yi hedef almak yerine “İsrail ile diplomatik ilişkilerimizi kesmeyi düşünebiliriz” diyerek konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor.

Oysa, AKP Kudüs’ü dolaylı bir şekilde tanımıştı. Mavi Marmara gemisinde İsrail askerleri tarafından katledilen Türk vatandaşları için (ailelerin tazminat istemiyoruz talebine rağmen) bir anlaşma imzalanmıştı. O metinde “Bu anlaşma, Ankara ve Kudüs’te 28 Haziran 2016 tarihinde her biri eşit derecede geçerli Türkçe, İbranice ve İngilizce dillerinde ikişer nüsha halinde akdedilmiştir ifadeleriyle Ankara’nın karşılığı olarak Kudüs tanınmıştı.

***

Trump’ın, kendini kurtarmak için sarıldığı Kudüs hamlesine mutlak surette tepki gereklidir. Ancak süreci de doğru okumak zorundayız.

Amerikan malı iPhonelerla, Amerikan sermayeli Twitter ve Facebook üzerinden tepki vermek son derece samimiyetsiz.

Madem ki ortaya bir irade konulacak, tribünlere oynamak yerine gerçek anlamda harekete geçilmeli. İsrail’e yaptığımız gibi; esip gürleyip, sonrasında 20 milyon dolara işi kapatacaksak bu protestolara hiç kalkışmayalım.

Bu siyaset üstü, partiler üstü bir durumdur. O yüzden tepkilerin doğru ve tutarlı olması gerekiyor.

Çok değil bundan birkaç ay önce bizzat Erdoğan’ın katılımıyla Coca Cola’nın devasa bir üretim tesisi açıldı Türkiye’de… Madem samimisiniz, madem bir irade koyacaksınız, buyrun kendi ellerinizle açtığınız “Amerikan emperyalizminin simgesi” olarak gördüğünüz fabrikayı kapatın.

Bunu yaparken elinizdeki iPhone’ları da bir zahmet kenara bırakın.

Çok efkarlanırsanız da Marlboro yakmayın!

Öte yandan bindiğiniz araba da geçtiğimiz aylarda protesto ettiğiniz Alman Mercedes’i, hatırlatalım.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.