Yüreğimiz Acıyor

Kardeşimiz, Fırat’ımız göz göre göre şehit edildi. Ege Üniversitesi’nin göz bebeği, aslan gibi bir evladımızı toprağa verdik…

Son sınıftaydı, derslerindeki başarısıyla akademisyenlerin dikkatini çekmişti.

Bu sene mezun olacaktı. Sonrasında da tarih bölümünde yüksek lisansa girecekti, hayalinde akademisyen olup, genç nesiller yetiştirmek vardı, idealistti.

Olmadı, olamadı, izin vermediler…

İçindeki bayrak aşkı, bölücülere karşı verdiği mert mücadele, kalleş bir saldırıyla sonlandırıldı.

***

Fırat’ın şehit edilmesi kadar üzüntü verici gelişmeler de var.

Malum medya olayı “karşıt görüşlü öğrenci kavgası” olarak sunarken, Fırat’ın nasıl şehit edildiğini anlatmadılar, PKK’dan bahsetmediler.

Medyada tek köşe yazısı, gece baskıları değiştirilerek Vahdet’te çıktı.

Siyasiler olaya sessiz kaldı, ya da göstermelik tepkiler verdiler.

STK’lar görmezden geldi… PKK’lılar ölünce sosyal medyayı yıkan sözde aydın ve şarkıcılar ortalıklarda yoktu…

Manşetlerini çarşaf çarşaf yalan haberlerle süsleyenler olayı yine görmediler.

Neticede ölen “vatansever bir gençti”…

***

Fırat Yılmaz kardeşimizin hayatını kaybettiği olayı tek başına değerlendirebilmek mümkün değil.

Olayların arka planında ciddi bir tezgah yatıyor.

Aylar öncesinden “Ege’de Faşist Provokasyon İstemiyoruz” diye sosyal medya hesapları açan “sol” görünümlü PKK’lılar, Fırat’ı fotoğraflarıyla hedef gösterdiler.

Kampüsün orta yerinde APO posterleri açıp, milliyetçi öğrencileri linç etmeye çalıştılar.

Bu olaylar bir kere değil, onlarca kez yaşandı.

Üniversitedeki PKK terörüne dikkat çekmek için binlerce öğrenci rektörlüğe yürüdü.

Ama sonuç yine sıfır oldu.

Başta Rektör Candeğer Yılmaz olmak üzere, üniversite yönetimi hiçbir önlem almadı.

Kapı girişlerinden ellerini kollarını sallayarak giren, örgüt mensupları üniversiteyi savaş alanına çevirdi.

Aralarında Eğitim Sen gibi sendikaların da bulunduğu bazı sözde STK’lar ve üniversite içerisindeki bir takım akademisyenler PKK’lılara açıktan destek verdiler, sahip çıktılar.

***

Şehit edilen Fırat Yılmaz Çakıroğlu, bu olaylarla çok yakından muhatap oluyordu.

İçindeki vatan sevgisi; bayrağına, milletine yapılan küfürleri görmezden gelmesine engeldi.

Derslerindeki başarısının yanı sıra, liderlik özellikleriyle birçok arkadaşına önderlik ediyordu. Bu yüzden PKK’lıların korkulu rüyası haline gelmişti.

Emniyetin, üniversite yönetiminin yapmadığını tek başına yapmaya çalışıyordu.

Adeta çırpınıyordu.

Kendisiyle geçen yıl Nevruz olayları sırasında yaptığımız telefon görüşmesinde: “Üniversitemizde PKK var. Emniyet, rektörlük, savcılık, mahkeme hiçbir şey yapmıyor. Her geçen gün sayıları artıyor, nereyi arasak, nereye gitsek, bir çözüm bulamıyoruz” demişti.

Olaydan henüz bir gün önce MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural’ı arayarak: “Sayın milletvekilim, PKK’lılar bizleri çok sıkıştırıyorlar ve gerekli önlemler alınmıyor” demişti. Bu araması ilk değildi, onlarca kez her yere gitmiş, yasaların işlemesi gerektiğini söylemişti. Ama herkes susuyordu.

Ama Fırat susmadı… Tüm engellere, tüm zorluklara rağmen, kimselerin görmediği, duymak istemediği, sesini çıkarmadığı olaylara tepkisiz kalamadı. Kalleşliğe göğsünü siper etti.

Çırpındı, çabaladı ama gücü yetmedi. Kahpece kurulan bir pusu sonucunda, yaklaşık 150 kişilik PKK’lı grubun arasında kaldı, bıçaklandı.

“Çözüm süreci” adı altında müdahale edilmeyen PKK’lılar, bir kardeşimizi aldı bizden.

Hasan Şimşek’i Kütahya’da şehit edenler, “adi suçtan” yargılandılar, terör örgütü davasından beraat ettiler, neticede tek tutuklu kaldı.

Cengiz Akyıldız’ı şehit edenler “adi suçtan” yargılanmaya devam ediyorlar, olayda 10 kişiden fazla bir kalabalık olmasına rağmen, tutuklu sayısı 2…

Sağduyu, sakinlik, sabır, sandık…

İyi de biz ölüyoruz! Vuruluyoruz!

Hem de can evimizden!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir