Yalanlarınıza ortak olmayacağız, bilesiniz!

Önüne gelene “FETÖ’cü, PKK’lı, HDP’li” diyerek kendini “tartışmasız vatansever” sıfatında konumlandıran bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Oysa bu zihniyet, FETÖ’ye yol açan, PKK’nın siyasallaşmasına göz yuman bir zihniyet. Yaptıklarının karşılığında hiçbir soruşturma geçirmeyen, hukuki anlamda tek bir ifade bile vermeyen bir zihniyet!

Onlar ne yaparlarsa yapsınlar haklılar.

Gün gelir Atatürkçü olurlar, gün gelir Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerini dağlardan silerler,

An gelir Gülen’e övgüler düzerler, an gelir “Bunlar FETÖ’cülerin ortakları” diye başkalarını suçlarlar,

Bir bakmışınız “Osmanlı döneminde bu coğrafyaya Kürdistan deniyordu, Kürt sorunu Türkiye’nin en önemli sorunudur”, oylar eriyince “Türkiye’de Kürdistan diye bir yer yok” derler.

Popülizm en büyük sanatları… Abartılı hitabetler, gerçek olmayan kurgular, senaryolar… FETÖ’nün siyaseti diyazn etme yöntemleri ise aynen devam ediyor. Yapan eller farklı, yöntemler aynı.

Şu anda en üst perdeden milliyetçilik yapıp, vatansever kesilenleri gördükçe, Türkiye’nin geldiği, getirildiği noktaya hayıflanıyorum.

İddialar kısır, tartışmalar sınırlı, söylemler boş.

Entelektüel birikim yok, nitelikli eğitim yok, kurumların güvenilirliği kaybolmuş, liyakat hak getire…

Çok değil birkaç sene önce neler yaşanıyordu üniversitelerimizde… Buralarda birçok insan mağdur oldu, dahası örgütün hücre yapılanmalarının tamamı üniversitelerden mezun oldu.

Çözüm sürecinin detaylarını biliyorsunuz. Defalarca söylendi, defalarca yazıldı. Binin üzerinde şehit… Gazilerimizin durumu binlerle ifade ediliyor.

Bu yapılan hatalı politikaların tamamı, sandıkta alınan oyla aklanmış gibi hareket ediliyor.

Peki bölücübaşı ile yapılan görüşmeler, terör örgütü adına sahneye çıkıp “Vallahi APO’yu özledim” diyenlere ödüller verenler?

Hangi bir örneği verelim, hangi bir olayı hatırlatalım?

Balık hafızalı olmayacağız.

Yalanlar karşısında üç maymunu oynamayacağız.

Bize yaşatılanları, bize yaşattıklarını hiçbir zaman yutmayacağız.

Bakın bir okuyucum beş sene önce üniversitesinde hangi muamelelere maruz kaldı. Kendi ifadelerinden aynen aktarıyorum:

“Tarih 21 Mart 2014, Yer Mersin Üniversitesi…

Derse gidiyorum ve karşımda bebek katili Apo’nun posteri… Aldım ve çöpe attım. Belki kimse görmedi ve tehdit yemedim. Ama bir başka arkadaşım başka bir yerde bunu yapıyor ve tehdit ediliyor.

Öğle arası arkadaşımızın yanındayız. Taş çatlasın yirmi otuz kişiyiz. Karşı terörist grup ise arttıkça artıyor. Güvenlik geliyor, polisler geliyor. Kavga ile işimiz yok. Tek isteğimiz bu utanç vesikalarının kaldırılması.

Hoş… Belli ki rektörden (ki kendisi seçilmemiş, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış biri) izin almışlar karışan eden yok.

Belli ki, karşı taraf otobüsler dolusu çantalarında taşlar ile gelmeye devam ediyor ve bize saldırı başlıyor.

Taşlar yağmur gibi… Arada kalan hocalarımız dahil yaralananlar oluyor. O ara polis kamerası sadece bizi çekiyor.

İçeri giriyoruz olay yatıştığında. Dışarı çıkıp polislerle konuşma fırsatım oldu ki hayatımda kavga etmişliğim yok. Çoğumuzun durumu da öyle. Neden buna izin verdiklerini sorduğumda ’emir kuluyuz’ diyor. Müdahale etmemeleri gerektiği söylenmiş ve gaz alırcasına ‘o günler de gelecek diyor.’

Ne kadar acı… Şimdi düşünüyorum da yüksek perdeden terörü lanetleyip herkese terörist diyenler teröristlere meydanı bırakmışlardı.

Arkadaşlarımızı otobüsün içinde tek yakalayıp öldüresiye dövdüklerini biliyorum.

Eminim nice örnekleri vardır, sadece yazmak istedim iyi günler diliyorum hiç susmazsınız ve umarım sayınız artar gerçekler çok acı ama bir ihtiyaç, teşekkürler.”

***

PKK’lıların dövdüğü, öldürdüğü, ötelediği, saldırdığı, propaganda yaptığı bu çocuklarımızın vebali kimindir?

15 Temmuz’u gerçekleştiren emir-komuta kademesini YAŞ kararlarıyla atayanlar kimlerdir?

Hiçbir çıkar, hiçbir sonuç bizi bu yalana ortak edemeyecek, bilesiniz!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.