Tunceli’de Yaşananlar

Türkiye gündemini takip etmek aksiyon filmi izlemek gibi oldu.

Film, sadece görsel bir şölen olarak tüketilirken, ülkemizde yaşananlar ise dram, trajedi, acı ve gözyaşına neden oluyor.

Kasvetli günler yaşıyoruz.

Sahilimize körpe bedenler vuruyor, gencecik vatan evlatları teneke araçlarla, hain pusularla şehit düşüyor. PKK’nın savunucuları “bakan” koltuğunda oturuyor, Irak’ta işçilerimiz kaçırılıyor, milyonlarca mülteci yiyecek ekmek bekliyor, terör sokaklara inip canımıza kast ediyor.

Son olarak Tunceli’de yaşananlar…

PKK’lı teröristler güpegündüz karakol basıp, bir polisimizi şehit etti.

O anlar kameralara yansıdı.

Görüntülerde, yüzlerce insanın önünde çatışma yaşandığı görülüyor.

Videoyu dikkatli izlediğiniz zaman sivil giyimli, ‘vatandaş’ görünümlü PKK’lıların teröristlere destek çıktıklarını görüyorsunuz.

Polislerin yaklaştığını gördüklerinde “dikkat arkadan geliyorlar” diye bağırıyorlar.

Şehit verilmesine rağmen, ona sahip çıkmak yerine teröristlere koşuyorlar, polislere tepki gösteriyorlar.

Bir başka görüntüde polis memuru linç edilmekten havaya ateş açarak kurtuluyor.

1990’larda devlet dairelerinden askeri birliklere ateş açılır, kimin dost kimin düşman olduğu anlaşılamazdı.

Şimdi daha beter bir dönemdeyiz. El birliğiyle meşrulaştırdıkları terörün siyasi uzantıları Meclis’te ahkam kesiyor, irade beyanında bulunuyor!

Bu, tartışmasız bir hainliktir.

Devlet otoritesinin ortadan kalktığı bir ortamda seçimlere gitmek de sağlıklı sonuçlar vermeyecektir.

ACIYA ALIŞMAK

Yıl 1994…

Sudan’da açlıktan kemikleri sayılan bir çocuk hareket etmekte güçlük çekiyor.

afrikalı çocuk

Arkasında ise yere konmuş bekleyen bir akbaba…

Bu kareyi çeken Kevin Carter, gazeteciliğin en prestijli ödülü olan Pulitzer’in 1994 yılındaki sahibi oldu.

Afrikalı çocuk; kapitalist sistem eleştirisi, açlığın, yoksulluğun simgesi, bir Batı eleştirisi haline dönüştü…

Peki ya 2015 yılında, herkesin ellerinde akıllı telefonların, türlü teknolojilerin bulunduğu, “sevginin, barışın, dostluğun hakim olduğu” martavalı okunan dünyada, sahilimize vuran o çocuk…

Bu çocuk neyin simgesi olacak? Bu çocuk kimleri dava adamı, insanlık savunucusu, duygu insanı yapacak?

Henüz 3 yaşında…

Fazla sözün söylenemeyeceği, insanların sisteme, sistemin başındakilere, Batı’ya, Doğu’ya her yere küfredecekleri bir olay…

Ne yazık ki dünyanın gündemine de böyle bir olayla geldik.

aylan kurdi

Sahillerimize vuran bir çocuğun cansız bedeni…

Peki bizim beyefendiler ne yapıyor!

Biri diğerine, diğeri öbürüne bağırıyor.

Sonuç kocaman bir sıfır…

Herkes kendi hesabının, bir daha nasıl vekil olurumun derdinde…

Şiddetin en tehlikelisi ona alışılması durumudur.

Tıpkı Ortadoğu’nun bugünkü hali gibi…

Şimdi biz de giderek Ortadoğululaşıyoruz.

Acılar karşısında gözyaşları akmıyor artık, hislerimiz köreliyor!

Şiddet, acı ve zamansız ölümler normalleşiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir