Terörü Anlatmaya İzin Yok!

Üniversitelerde rektörlük izinli

HDP’nin stantları açılıyor, örgüt yandaşları kampüsleri kuşatıyor.

Ekranlardan gün boyu PKK’nın tezleri anlatılıyor.

Sonra da HDP’nin oylarını artırdığı söyleniyor.

Evet artar, daha da artacak.

Bizde bu kafa, yöneticilerde bu bakış açısı olduğu sürece artacak!

En sonunda da Batı’nın uzun yıllardır arzuladığı iç savaşlarla boğuşan Ortadoğu ülkelerine döndüğümüzde bizi bu hale getirenler yurtdışında sefa çatacaklar!

Geçen sene bu aylarda Gazi Üniversitesi’nde, üniversitelerdeki PKK yapılanmasını anlatmak için bir davet almıştım.

Tüm program hazırlanmış, etkinlik günü bekleniyordu.

Ancak üniversitede terör paneli yapılmasını istemeyen rektörlük son anda devreye girmiş ve program yapılamamıştı.

Öğrencilere “böyle bir süreçte bu panelin uygun olmayacağı” gibi bir bahane uydurulmuştu.

Elbette kimse Gazi Üniversitesi rektörüne talimat vermedi, ancak öylesine bir oto-kontrol sistemi ve baskı var ki, muhtemelen rektör “dertsiz başa dert almayayım” diye PKK terörünün üniversitesinde anlatılmasını istemedi.

ADINA “ÇÖZÜM” DEDİLER, SOKAĞA ÇIKAMAZ OLDUK

Çözüm süreci ile birlikte Türkiye’de değişim rüzgarı estirildi. Önce terör örgütü PKK gündemden düşürülüp, HDP ön plana çıkarıldı. Medyanın büyük bir bölümü bu havaya uydu.

Televizyon programlarında HDP’nin yöneticileri gayet sıradan siyasetçiler gibi ağırlanmaya başladı.

Hiçbir partiye verilmeyen süreler, haber bültenlerinde HDP’ye ayrıldı.

Daha düne kadar 20 yaşındaki Mehmetçiği, ABD ve Rus yapımı silahlarla öldüren PKK gitti, yerine “özgürlükçü HDP” geldi.

Eli kanlı terör örgütü, HDP’ye dönüştürülürken toplumla dalga geçer gibi PKK’nın tüm katliamları unutturuldu, örgütü yıllarca besleyen ülkelerle ortak projeler daha da geliştirildi.

Terörist fotoğrafları yerine, herkese hitap ettiği iddia edilen Selahattin Demirtaş gazete sütunlarını, televizyon ekranlarını kaplamaya başladı.

Bilinçli, planlı ve organize bir kitle iletişim saldırısı başlatıldı.

Basında sürdürülen bu değişimin, PKK’nın gerçek yüzünü unutturduğu düşünülerek dozajı artırılarak devam edildi.

Çözüm süreci kapsamında özellikle kırsal kesimdeki insanların sempati beslediği oyuncular, sinemacılar kullanıldı.

PKK gitti yerine iyi niyetli HDP geldi!

Kitleye bu mesajlar iletildi.

Toplumdaki nefret kısmen azaldı.

Ancak bununla yetinilmedi.

Kampüslerde, sokakta, hatta kışlada o masumlaştırılan “örgütlü kitle” propagandalarına devam etti.

Kendilerinden olmayanları gördükçe daha da saldırgan bir kimliğe büründüler. Onlar saldırganlaştıkça vatandaşların şikayetleri arttı.

Güvenlik sorunu had safhaya çıkarken, özellikle büyükşehirlerde her köşe başında yapılan HDP propagandasının yanı sıra artan şiddet hareketleri rahatsızlığı en üst seviyeye çıkardı.

Şikayetçi vatandaşa polislerin “bizim elimizden de bir şey gelmiyor” demesi, hukuki yollara başvurulduğunda da sonuç alınamaması, insanımızda “öğrenilmiş çaresizlik” oluşturdu.

Öte yandan HDP’nin bu denli yaygınlaşması ve normalleştirilme çabasının HDP’nin oylarına da olumlu yönde katkı sağladığı bir gerçek.

Çözüm süreci şunu net bir şekilde ortaya çıkardı.

Kürt ırkçılığı siyasi zeminde normalleşti, HDP’nin oyları artırıldı,

PKK’ya terör örgütü demek ayıplanır oldu,

Kampüsler, sokaklar, hatta kurumlar PKK’nın kadrolarıyla doldu.

PKK terörünü anlatmaya izin vermeyip, üniversitelerde HDP stantlarının kurulmasına müsade eden zihniyet heryeri sardı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir