Tekerrür Eden Plan

Türk anayasasında Kürt ve Türk terimlerinin birlikte yer alması,

Türk Devletinin bu iki unsurdan oluştuğunun kabul ilan olunması,

Parlamentodaki dağılımın Kürt etnisitesine göre yeniden yapılması,

Aslı Kürt olan yerlere Kürt idareciler gönderilmesi,

Okullarda Kürtçe eğitimin serbest bırakılması,

Kürtçe radyo ve televizyon kurulması,

Kürdistan olarak tabir edilen bölgenin kalkınması için mali ve iktisadi tedbirlerin alınması,

Bölgeden çıkan petrol gelirinin %74’ünün bölgeye harcanması…

Uzayıp giden amaç ve talepler…

Öcalan’ın 10 maddelik isteklerinin detayları gibi…

Ama “çözüm süreci” ile alakası yok.

Bundan tam 50 yıl öncenin talepleri, daha o zaman PKK’nın adı bile yok, Öcalan ise lise öğrencisi…

1961 anayasasının getirmiş olduğu aşırı özgürlükçü ortamı fırsat bilerek kurulan, Marksist Leninist yapıdaki Türkiye Kürdistan Demokrasi Partisi’nin (TKDP) manifestosunda geçiyor bu maddeler.

TKDP, bugün Irak’ın kuzeyinde kurdukları yapının başındaki peşmerge Barzani’nin babası olan Molla Barzani tarafından kurulmuştu.

Amacı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki halk üzerinde “etnik ırkçılık” yaparak, aidiyet bilinci oluşturmak, sonrasında ise Irak’ın kuzeyindeki gücüyle birlikte sözde Kürdistan’ı kurma hayalleri.

Tabi ki ABD destekli, onaylı bir girişim…

Barzani’nin kendi kafasında kurduğu hayaller, TKDP’nin kapatılmasıyla son buldu, bu partinin başındaki birçok isim yargılandı ve ceza aldılar.

ABD, Barzani’nin bu işin üstesinden gelemeyeceğini anladığı için Kürt kartını farklı yapılar üzerinden kurmaya başladı.

1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde üniversite öğrencilerine kurdurulan PKK ile bu işlem gerçekleştirildi. Terörden beslenen PKK kartının tutması üzerine Rusya, ABD, AB ve Ortadoğulu birçok ülke örgütü destekledi büyüttü. Bugünlere getirdi.

***

Hani bugün “PKK mücadelesinin kazanımları” diye ortalıkta gezen, ekranlarda boy gösteren aktörler var ya, işte onlara sormak gerekiyor.

50 yıl önce sizin adınız bile yokken, varlığınız bile şüpheliyken bu talepleri kimler yazdırdı?

Milli devlet yapısını hedef alan bu oluşumları kimler finanse etti?

Masumlaştırılmaya çalışılan Türkiye’deki “yerel yönetimler”in güçlendirilmesi gibi, ‘modern’ lafların amacı nettir; özerklik…

Bu amaç PKK’dan önce de canlı tutulmuş Türkiye’nin önüne getirilmiştir. Şeyh Sait isyanı da bunlardan biridir. Etnik aidiyet üzerinden üretilen yalan yanlış bilgilerle halkı galeyana getirmek.

Bunlar kolay olaylar, bir gecede, bir kıvılcımla olacak işler değildir. Planlıdır, organize ve amaçlıdır. Tıpkı bugün Türkiye’de sahnelenenler gibi…

PKK’yı bir halkın savunucusu, ezilmişlerin sesi olarak göstermek isteyenler giderek kitle iletişim araçlarını kontrol etmeye, kitleleri uyutmaya başladılar.

Sokaktaki vatandaş “insanlarımız ölsün daha mı iyi” diyerek yaklaşan tehlikeyi fark edemeyebiliyor.

Konu doğru okunmak zorundadır.

Parlamenter sisteme dayalı, milli devlet modelinin esas alan, vatandaşlık bağı “millet” bilinciyle oturmuş Türkiye, birçoklarının nefret ettiği bir modeldir.

Meselemiz, çatışma çıksın, hurra saldıralım, gidelim, bombalayalım, teröristlerin kökünü kazıyalım diyen salt militarist bakış açısı değildir.

Meselemiz, üzerimizde oynanan oyunları doğru algılama ve büyük devlet gibi hareket edebilme meselesidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir