Tahir Elçi Cinayetinde Rus Şüphesi!

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi son dönemde öne çıkan bölge figürlerinden.

Tıpkı geçmişte KCK’nın avukatlığını yapıp daha sonrasında CHP’de ikinci adamlığa kadar yükselen Sezgin Tanrıkulu gibi kamuoyunca yakından tanınmaya başlanmıştı.

Elçi, etkinliğini artırırken, PKK-HDP saflarında da ismi ön plandaydı.

CNN Türk’te, Ahmet Hakan’a konuk olduğu programda sarf ettiği “PKK terör örgütü değildir” sözleriyle belirli kesimlerin tepkisini çekse de, hitap ettiği kesimde kahramanlaştırılıyordu.

PLANLI SALDIRI

Elçi’nin hayatını kaybettiği saldırıdan sonra, yapılan değerlendirmeler ve yorumlar olayı daha da içinden çıkılmaz  hale getiriyor.

Saldırıyı ilk dakikasından itibaren “faili meçhul” gösterenler, olay yerinde inceleme yapmaya çalışan savcı ve polislere yapılan silahlı saldırıları görmezden geliyorlar. Faili meçhul diyenlerin olayı faili meçhulde bırakmak istedikleri gibi bir halleri var.

Halbuki durum son derece açık ve net.

Tahir Elçi’nin basın toplantısının yapılacağı sokak teröristler tarafından belirlenmiş ve tam saatinde oradalar. Taksiden daha inmeden uzun namlulu silahlarla 2 polisi şehit edip sokağa dalıyorlar.

Son derece soğukkanlı ve profesyonelce gerçekleştirilmiş bir saldırı…

Sur ilçesinde PKK dışında başka bir terör örgütünden bahsedebilmek mümkün değil. Zaten fotoğraf karelerine yansıyan polislerin önünden koşarak geçen saldırganın da YDG-H üyesi olduğu açıklandı.

Eylemi PKK’nın yaptığı bir gerçek.

İşte tam da bu noktada, “PKK’nın neden böyle bir eyleme başvurduğu” sorusu ortaya çıkıyor.

HDP yandaşları, örgütün kendi insanını öldürmeyeceğini düşünerek olayı doğrudan devlete yüklemeye çalışıyorlar.

Ancak PKK’nın taşeron yapısını unutuyorlar.

Örgüt çıkarları doğrultusunda ABD’den, Rusya’dan, Ortadoğu ve AB ülkelerinden destek almış, zaman zaman sipariş işlerle maddi gelirler elde etmiş bir örgüt.

Burada olayı sadece PKK üzerinden değil, PKK’nın içerisindeki klikler üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.

RUS İSTİHBARATI

Rusya’nın baskısından kaçıp Türkiye’ye sığınan ve en yakınındaki isimlerin dahi yerlerini bilemediği Çeçen komutanlar şehirlerin orta yerlerinde katledildiler.

İstanbul’da, Ankara’da bu saldırıların örneklerine sıkça rastladık. Kısacası Rus İstihbaratı Türkiye’de çok etkili.

Rusya ile yaşanan kriz hala çok tazeyken ve giderek derinleşirken, Türkiye’nin içinde iç savaş ortamı oluşturulmak isteniyor.

Tahir Elçi olayı da Türkiye’yi karıştırmak isteyen Rus istihbaratıyla PKK’nın ortak işidir.

Rus jetlerinin ısrarla sınırları ihlal edip, Türkmenlere bomba yağdırması da aynı düşüncenin ürünüdür. Türkiye, Suriye ve çevre ülkeler konusunda saf dışı bırakılmak, ekonomik yönden zor duruma düşürülmek isteniyor.

O yüzden son günlerde patlak veren Rusya krizi ve peşi sıra takip eden Tahir Elçi cinayetini bu gerçekleri hesaba katarak değerlendirmek gerek.

Hükümet eleştirilebilir, uygulamaları beğenilmeyebilir… Lakin son süreçte yaşananlar Hükümet’in inisiyatifi dışında Türkiye’ye yapılan bir operasyondur. İktidarda CHP ya da MHP de olsa bu tabloyla karşılaşmamız mümkündü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.