Sağlıklı Bir Nesil Yetiştirmek

Batuhan Çolak

Kapitalizmin en sarsıcı etkilerinden birisi küreselleşme sürecini kontrolsüz olarak insanlara dayatmasıdır.

Bu süreçte tek tip insan modelleri fabrikasyon tipi bir üretimle etrafa yayıldı; ideolojiler, değerler sistemi ve aidiyet duyguları değişti, kalıplar yıkıldı, bireyler teknoloji bağımlısı haline getirildi.

Şöhret, ışıklar altında bir yaşam, marka tutkunluğu, pop ve moda gibi tüketim kültürüyle iç içe geçmiş “yeni değerler sistemi” genç kuşaklar üzerinde yoğun tesirler bırakıyor.

Hemen yanı başında, ailesi iç savaşlarda kaybetmiş “Müslüman” komşusunun hikâyesine aldırış etmeyen Batılı gencin, Justin Bieber’ın küçük bir sağlık sorunundan dolayı tüm morali bozulabiliyor.

Üniversite arkadaşının gözleri önünde tehdit edilip, katledilmesine ‘anlam’ veremeyen, hisleri alınmış Türk genci, tutkunu olduğu takımın maç kaybetmesinden dolayı kimseyle konuşamaz bir hale gelebiliyor.

Güne, yanına düşen bombayla başlayan psikolojisi alt üst olmuş Ortadoğulu genç, alevlerin gölgesinde hayatta kalmayı düşünürken, aynı yaştaki Avrupalı genç gideceği ülkelerin seyahatini planlıyor.

İnsanlık tarihinin her dönemi siyah-beyaz, iyi-kötü, zengin-fakir, ezen-ezilen ikilemleri arasında geçmiştir, doğru.

Tüm bu gerçekler bizleri iyi nesiller yetiştirmekten alıkoymamalı. Bu noktada “iyi nesil” kavramını da doğru açmak gerekiyor.

Kendi değer yargılarımıza göre, yasaklarla biçimlendirdiğimiz bir genç modeli yerine; geleceği yorumlayabilecek, geleceğe ümitle bakmamıza imkân sağlayacak bir karakter inşaa etmemiz gerekiyor.

Ahlaki bir bunalım olduğu mutlak.

Ahlak, kimi ideoloji ve düşünce sistemlerinde “gericilik, bağnazlık, kapalılık” gibi yorumlansa da, ahlakın günümüzdeki “modern” karşılığı etiktir.

Bu etik kurallar küresel anlamda kabul görür ve iş yaşamından ev hayatına kadar etki eder.

Eleştirdiğimiz, katillikle suçladığımız Batı’nın büyük bir bölümünde etik kurallar sistematik halde uygulanmaktadır.

Evet, Müslüman coğrafyalar (son Yemen örneğinde olduğu gibi) bombalanıyor, yağmalanıyor, ölüme ve yıkıma uğruyor. Fakat ayağa kalkabileceği ilk anda da kendisiyle, kendi içinde kavga etmeye başlıyor.

Filistin’de yıllarca Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Hamas arasındaki kavgaları hatırlayın. Hatta FKÖ kamplarında bomba eğitimi aldıktan sonra Türkiye’ye gönderilen PKK’lıların itirafları ise daha can yakıcı…

Avrupa’yı kana bulayan, “Yüzyıl Savaşları” gibi bir dönemden geçiyor bugün Müslüman coğrafyalar. Tek bir farkla… Müslüman Müslüman’a öldürtülüyor, ellerinde Batı yapımı silahlarla.

Oluşan devasa silah sektörüyle, bilişim ürünleri bizlere pazarlanıyor, kitle iletişim araçlarındaki kontrolsüzlüğümüzle, geleceğimiz esir alınıyor.

Kitle iletişim araçları, internet ve medya da insanlara “moda” satarken, tek tipleşen kimlikler, gençler, çocuklar her yana yayılıyor.

Bugün ısırılmış elma simgeli tabletler, her çocuğun en büyük hayali haline gelip, ulusların arasındaki dil, din, ırk ayrımını kapatarak, gençleri etkisi altına alıyorsa,

Bireylerin sorunları değil, siyasi erklerin sorunları gündemi oluşturuyorsa,

Biz yanı başımızda kaybettiğimiz kardeşlerimizle yüreğimiz acırken, Ortadoğu’da her gün binlerce, yüzbinlerce yürek acıyorsa,

Tekrar, tekrar ve tekrar tasavvur etmeliyiz.

Bize, bizlere iyi bir gelecek için gerçek bir “ahlak” hali, doğru bir değerler sistemi gerek.

Ahlak ve etik… Aynı ama farklı yazılışlar.

Kurtuluş reçetesi kendimizdeyse eğer, bugünden yarına iyileşemeyecek büyük bir sorun var karşımızda.

Çocuklar, gençler, aileler; bizi biz yapanlar uzaklaşmayın, size dayatılanları değil, vicdanlarınızın sesini dinleyin.

O büyük yüreklerinizi, vicdanlarınızı hiçbir zaman kapatmayın.

Empati; yönteminiz, incelik; hamleniz, aydınlık yarınlar hayalleriniz olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.