O Bayrakla Nereye Gidiyorsunuz?

Üst üste gelen şehit haberleri Türkiye’yi derinden etkiledi.

Milletimizin içi yanıyor…

Teröre karşı bayrağını alan sokağa çıkıyor; sloganlarla, tekbirlerle, alkışlarla tepki gösteriyor.

Ancak bir kısım medyadan bize yansıtılanlar; linç girişimleri, HDP’ye yönelik saldırılar vs…

Böylece şehitleri bir anda unutturup, birliktelik duygusuna ket vuruluyor. Varsa yoksa kimin yaktığı şüpheli olan, PKK’nın siyasi uzantısının yanan büroları…

Tam bu sırada HDP’nin Eş Başkanı Selahattin Demirtaş çıkıp örgüt yandaşlarına sesleniyor: “Karşılık vermeniz hakkınızdır, onları anasından doğduğuna pişman edin.”

*    *    *

Medyanın göstermediği, göstermek istemediği, bir olayı aktaracağım sizlere…

Yer, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri olan Bağcılar…

Önceki gece, elinde Türk bayrağı olan gençler, Demirkapı Mahallesi’ndeki Akşemsettin Parkı’ndan geçiyorlar.

Saat 21.05 suları…

Birden bire önleri kesiliyor.

Aralarında Kürtçe konuşan grup, “Bu bayrakla nereye gidiyorsunuz” diye soruyor.

Elinde bayrak olan 24 yaşındaki genç, “Evime gidip asacağım Türk bayrağını” diye cevap veriyor.

Yollarını kesen grup birden bire kalabalıklaşıyor ve gençlerin elinden bayrağı almak istiyorlar.

Gençlerin direnmeleri üzerine, devreye bıçak ve sopalar giriyor.

Bayrağı taşıyan genç yere düşüyor…

20’ye yakın bıçak darbesi alıyor…

Arkadaşları acilen hastaneye kaldırıyorlar.

Kapanan bilinci bu yazıyı yazdığım dakikalarda yavaş yavaş açılıyor.

Şu an için olayı hatırlamakta güçlük çekiyor. Çok şükür hayati tehlikeyi atlatmış durumda.

Peki bu saldırıyı gerçekleştirenler, Türk bayrağı gördü mü “öldürmek” amacıyla saldırıya geçenler…

Onlar aramızda, yanı başımızda, her yerdeler…

Şu anda eşkalleri bile belli değil!

Bu olayı yazan, gündemine alan tek bir medya grubu, haber merkezi, ajans da yok.

Olay adli bir vaka olmasına rağmen basına sızdırılmıyor.

Kısacası üzeri kapatılıyor.

*    *    *

18 Haziran’da “Gözünü Verdi, Ay Yıldızı Vermedi” başlıklı köşe yazımda, İzmir’de boynundaki ay yıldızlı kolyesinden dolayı saldırıya uğrayan ve gözünü kaybeden 19 yaşındaki kahraman genç Yunus Tuaç’ı yazmış ve şunları söylemiştim:

“Uyutuluyoruz…

Hem de mışıl mışıl, derin derin…

Ceplerini doldurmak için her yolu mubah sayan, gözleri ranttan başka bir şey görmeyen, yeri geldiğinde dini dahi istismar etmekten çekinmeyen bezirganların ele geçirdiği bir medya tarafından uyutuluyoruz.”

Yunus’tan bu yana değişen çok bir şey yok aslında…  Şehitleri bile 5’ten fazla olmayınca birinci sayfalarına taşımamak için türlü taklalar atıyorlar.

Bu arada HDP binalarında yanan kağıtlar da en büyük dertleri…

Yok efendim iç savaş, yok efendim provokasyon, yok efendim hesap sorun…

İyi de bizim canımız gidiyor, canımıza kast ediliyor…

Arkadaş, sokakta bayrakla dolaşmanın, ay yıldızlı kolye ve yüzük takmanın ‘saldırıya uğrama sebebi’ olduğu bir dönemden geçiyoruz, sen hala bina derdindesin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir