Kendi İnsanına “Hain” Gözüyle Bakmak

‘7 Haziran’dan 1 Kasım’a neler değişti…
Nasıl oldu da AK Parti oylarını bu kadar artırdı…
Anketçiler bilemedi…
Bahçeli ve Kılıçdaroğlu neden başarısız oldu.’

Tartışmalar, analizler bu minvalde ve bu başlıklar altında uzayıp gidiyor…

Başarılıdan çok başarısızlar konuşuluyor.

Haksız da sayılmazlar…

Türk milliyetçiliğinin tarihinde belki de en yüksek oyu alması gerektiği bir dönemde, Kürt ırkçılarının gerisine düşen bir MHP gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bu gerçek hem Türkiye açısından hem de MHP açısından önemli sorgulamalar gerektiriyor.

Örneğin AK Parti çözüm sürecine hiç başlamamış olsaydı ve KCK davaları durdurulmayıp, Ahmet Kaya gibi isimlere özel ödüller verilmemiş olsaydı MHP ne yapacaktı.

Hatta çözüm ve benzeri süreçler olmasa MHP baraj altında dahi kalabilirdi.

Süreçte uygulanan yöntemler hatalıydı bu gerçek. Bu gerçeği de MHP çok iyi gördü, yakaladı ve kullandı. AK Parti istemeden de olsa geniş bir alan bıraktı MHP’ye…

Ancak MHP bunu kullanmaktan çok uzaktı.

Çözüm süreciyle ortaya çıkan açığı AK Parti şahane bir şekilde yeniden kendi lehine çevirdi.

Bayrak ve terör mitingleri, HDP ve PKK’ya karşı hep bir ağızdan başlatılan kampanyalar kitleyi çabuk etkiledi.

Tam da bu sırada MHP sözcülerinden gelen sert ve uzlaşmadan uzak açıklamalar koalisyon olmayacağını gösterdi.
Öte yandan teşkilatlara karşı takınılan emredici ve soğuk tutum gönül kırgınlıklarını artırdı.

Daha net ve somut örneklerle ilerleyelim.

Üniversitelerdeki terör faaliyetleri ayyuka çıkmış durumda. PKK kampüslerde kol geziyor. Milliyetçiliği temsil eden MHP’li bir vekilin bu kampüslerin önünde öğrencilerle kol kola olduğunu onlara sahip çıktığını hiç gördünüz mü?

Üniversitelerde Türk bayraklı kolye, yüzük taktıkları için gencecik çocuklar darp ediliyor, anayasal eğitim hakları ellerinden alınıyor. Ancak işgal dönemlerinde yaşanacak bu ağır tablo karşısında yasal sorumluluklarını yerlerine getirmeyenler bir yana, MHP’nin harekete geçtiğini toplumu ayağa kaldırdığına şahit oldunuz mu?

Ülkü Ocakları’ndan yetişen ve alanlarında uzman binlerce genç insan şu anda işsiz ya da alakasız sektörlerde heba oluyorlar. “Ülkücü” oldukları gerekçesiyle birçok kamu kuruluşunda iş imkanları yok. Uğruna hayatlarını heba ettikleri partilerine “neden kendilerine sahip çıkılmadığını” sordukları anda “hain” ilan ediliyorlar.
Böyle bir tabloda başarılı olabilmek mümkün müdür?

2007 ve 2011 yıllarında doğrudan Ülkü Ocakları ve MHP’yi hedef almış paralel yapının gazeteleri için polisle çatışılması hangi davanın emri?

“Milliyetçi” oldukları için ötekileştirilen kendi insanınıza sahip çıkmayıp, gazete ve televizyonlarında yer almak için paraleli savunmak akıl alır gibi değil.

İradeye pranga vuranlar, kendi kardeşlerine “hain” gözüyle bakmaktan vazgeçer ve milliyetçiliğinin önünü açarlarsa MHP’de önemli gelişmelere şahit olacağız. Yoksa parti içi tehditler ve kavgalarla kendini tüketen MHP gerçeğine doğru hızla gidiliyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir