Kampüste Sonra Hedef Şehirler

Üniversiteler üzerinden kurgulanan oyun, yurt genelinde (örgüt jargonunda) “metropol eylemleri”ne dönüşmeye başladı.

PKK son derece sistemli gidiyor.

Önce özyönetim, özerklik adı altında onlarca üniversitede yönetimlerinden izinli paneller düzenlediler. Şimdi de çeşitli bahanelerle kampüsleri karıştırıp, oradan sokaklara geçiş yapmayı planlıyorlar.

ODTÜ, Hacettepe, Boğaziçi, Koç, Ankara, Akdeniz, İTÜ, İstanbul, Mersin, Isparta ve daha birçok üniversite doğrudan PKK eylemlerine sahne oluyor.

Özellikle üniversiteler üzerinden çatışmanın fitili ateşlenmek isteniyor.

Hacettepe örneğinde olduğu gibi hedef seçilen öğrencilerin canına kast ediliyor.

1968 yılından önce “Daha özgür bir üniversite, eşit toplum, sosyal devlet” sloganlarıyla yola çıkıp, kısa bir süre sonra teröre başvuranların çıkış noktası da üniversiteler olmuştu. Üniversitelerde başlayan şiddet topluma sirayet etmiş, iç çatışma ortamı oluşturulmuştu.

Yine benzer bir Türkiye hayali kuranlar yoğun bir şekilde çalışıyorlar.

Hedefte büyükşehirler var. Amaç; özyönetim, özerklik bahanesiyle Türkiye’yi iç savaşa sürüklemek.

Terör örgütü, büyükşehirlerde güvenlik güçleriyle çatışmak yerine, toplum üzerinde korku ve çaresizlik oluşturmayı amaçlıyor.

Talimatlar KCK tarafından tüm alt kademelere iletilmiş durumda. Edindiğim bilgilere göre örgütün ilettiği talimat şu şekilde: “İçinde Apocu ruh bulunduran bütün Apocu Gençlik ve Yurtsever Halkımız, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin bütün metropollerinde kendi inisiyatifleri ile her türlü eylemi gerçekleştirebilir. Kürdistan yanıyorsa, Türkiye cehenneme dönüştürülmeli.”

Bu talimattan sonra İstanbul’da son bir haftada yaklaşık 160 araç kundaklandı. Eylemleri doğrudan PKK’nın sivil görünen unsurları gerçekleştiriyor. PKK, hayatı durdurmayı, vatandaşın malına, mülküne yapılacak saldırılarını artırmayı planlıyor.

***

Örgüt kırsal alandaki silahlı gücünü şehirlere konuşlandırmış durumda. Sivil görünümlü kişiler, hücre evlerinde barınıyor, gelen talimatlar doğrultusunda eyleme geçiyorlar. Sur ve Cizre’de yaklaşık 1 aydır süren çatışmalarla, günlük hayatın durdurulup, Türkiye’nin sosyolojik ikliminin değiştrilmesi amaçlanıyor. Bu bağlamda yeni göç dalgalarıyla kentlerde sorunlu ve kopuk mahalleler oluşuyor.

Sosyokültürel değişim ilerleyen dönemde çok daha tehlikeli bir boyuta dönüşecektir.

PKK’nın hangi ülkelerin taşeronluğunu yaptığı çok iyi biliniyor. Örgütün arkasındaki güçler hiçbir zaman için Türkiye’nin güvenli bir liman haline gelmesini istemezler. İşte bu yüzden ülkede hiçbir zaman terör bitmemiştir.

Yaşadığımız olayların arka planında bu gerçekler yatmaktadır.

Üniversitelerde olası bir can kaybı sonrası, Türk-Kürt savaşının çıkarılması amaçlanıyor.

Şu anki konjonktürde, bu gergin atmosferde bunun önüne geçilebilmesi için gerekli tüm girişimlerin hızlı bir şekilde yerine getirilmesi gerekiyor.

“Öcalan’ın tecridi” adı altında ortalığı ateşe verenler şimdi de “özerklik, özyönetim” gibi sözde haklar üzerinden Türkiye’yi karıştırıyorlar.

KCK operasyonlarının yeniden başlatılması gerekiyor.

One Comment:

  1. Vahdet gazetesinin hic bir önemi yok benim icin din sömürüsü gazete olarak görürüm! Yani Atatürk ve cumhuriyet düsmani olarak görürüm!. Hepsi bir yana da PKK li zebaniler hakkinda yazdiklariniza katiliyorum keske sizlerde hem dindar hemde Atatürk cumhuriyetini benimseyen sahislar olsaydiniz. Ben zaten ezelden ümmetim dinim belli. Ben kisilik ve dünya görüsü olarak bir TÜRK’ÜM TÜRK , TC.Yönetim bicimi yani siyasi görüsüm atatürk’ün temel ilkeleri!!!! TEMEL ílkeleri arkadas. Beni niye atesist yapiyorsun???? Vahdet gazetesinde önceleri okudugum bazi yazilardan dolayi bunlari söyleyebiliyorum… Ne mutlu Türküm diyene…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir