İdealist Birey Üretimi

Türkiye’deki eğitim sistemi 1980 darbesinden sonra ‘tek tip birey’ üretimine geçti.

Gençleri siyasetten uzak tutup, idealist olmaktan uzaklaştırarak kodlamak büyük bir hataydı.

Sistemi öyle bir biçimde formatladılar ki onarımı hala mümkün olamadı.

Darbenin etkisiyle bireyler üzerinde travmatik kırılmalar yaşandı. Aile kurumu değişti, toplumun geneline yayılan bir korku iklimi oluştu.

1980 sonrası ‘yeni dönemde’ darbe yönetiminin biçimlendirdiği bir devlet sistemi vardı.

Bu sistemin kurumları, bireyleri ve kişileri idealist olmaktan çok uzaktı. Çünkü hedefleri olan, sistem üzerine kafa patlatan, daha iyi bir devlet için çalışan insanlar, düzeltmeye çalıştıkları sistem tarafından oyun dışına itildiler.

Konuyu daha net örneklerle açıklamak gerekirse; günümüz Türkiye siyaset kurumunun liderleri 1970-1980 arası dönemde yetişen, siyasi refleksleri oturan kişilerden oluşuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 1980 öncesinde etkin bir şekilde gençlik hareketlerinin içinde yer alan isimler.

Onlar, sistemin biçimlendirme çalışmalarına rağmen, bir şekilde yeniden siyasete girip, hedefleri doğrultusunda ilerleyen kişiler.

Darbenin mağduru gibi olsalar da bir şekilde aynı zamanda kazananları. Çünkü en büyük avantajları kendilerine rakip olacak bir nesil gelemedi ve yakın dönemde gelecek gibi de gözükmüyor.

Hedefleri olan, amaçlarını ve hayallerini her şeyin üzerinde tutan bir nesle müsaade edilmedi. Aileler korktu; ‘Aman evladım okuluna bak, paranı kazan, yuvanı kur’ talimatlarıyla çocuklarını koruma içgüdüsüyle hareket ettiler. Çünkü onlar artan siyasi şiddetin gelebileceği noktayı yakından yaşamış, travmanın izlerini hafızalarından çıkartamamışlardı.

Gençlerin siyasetten uzaklaştırılması, günümüz siyasi figürlerinin neredeyse 20 yıldır aynı isimlerden oluşmasına neden oldu.

Tüm bu değişimler karşısında 80 sonrası doğan neslin geneline baktığımızda idealist olma noktasında büyük eksikleri olduğunu söylemek mümkün.

“Peki ne yapmalılar, ülkeyi mi kurtaracaklar, yine 80 öncesi gibi birbirlerini mi hedefe oturtacaklar ya da yurt dışındakiler ne yapıyor” sorularını soralım.

Hiçbiri… Çünkü idealist bir gençlik ya da nesilden kasıt, alanlarında bilgi üretip, “nasıl daha faydalı olabilirim” kaygısıyla hareket edebilen nesildir.

Batı’daki bilimsel bilgi üretimi, eğitim ve AR-GE yatırımları takdire şayan. Gelecek adına gelen nesilleri de verimli ve nitelikli insan gücünden oluşuyor.

Piyasalardaki arz-talep dengesini yine bu ülkeler belirleyecek. Kapitalist sistemin çarkları arasında ezilenler ise Türkiye gibi ülkelerin gençlikleri olmaya devam ediyor.

80 darbesinin siyasetten men ettiği, hayallerini çaldığı nesil hayata bakışında da idealist olmaktan uzaklaştı, sıradanlaştı, tatsızlaştı.

Bu suni üretim başarısız oldu. Artık gençlerin siyasete, devlet sistemine, kurumlara, akademiye ve nitelikli insan gücü noktasında kaynak olmaları gerekiyor.

Siyaset kurumu giderek yaşlanıyor. Yeni liderlerin, düşüncelerin, bilim insanlarının, kanaat önderlerinin verimli bir şekilde Türkiye’nin insan gücünü oluşturmaları ve ülkeyi hedeflere sürüklemeleri şart.

Eğer eğitim sistemimizdeki köhneleşmiş, hedeflerinden uzaklaşmış, bayağılaşmış durum devam ederse, 80 öncesinin gençleri Türkiye’yi uzun yıllar yönetmeye (haklı olarak) devam edecekler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir