Gerilim Had Safhada

Batuhan Çolak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çözüm sürecine ilişkin açıklamalarıyla tavan yapan gerilim devam ediyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Cumhurbaşkanını seviyoruz ama” diyerek devam ettirdiği eleştiriler dün Erdoğan’ın konuşmalarına da yansıdı. Muhtarlara seslenen Erdoğan, adeta “Ben buradayım, istediğim gibi konuşurum” mesajı verdi.

Erdoğan’ın açıklamalarının hemen ardından, Melih Gökçek’in, Arınç’ı paralel ilan ederek istifaya davet etmesi kavganın anlık ve günlük bir durum olmadığını gözler önüne seriyor.

Bakanlar Kurulu sonrasında Arınç’ın yaptığı açıklamalar düz değil, yan anlamlarıyla birlikte, doğru okunmalı.

Açıklamalarda, “Erdoğan’a saygım sonsuz, aramızda polemik olamaz” denilse de, cumartesi günü verdiği demeçlerin kişisel değil “Başbakan Yardımcısı” ve “Başbakanlık Sözcüsü” sıfatlarıyla yapılması önemli.

Arınç “Ben buradayım ve siyaseti iyi bilirim” dedi.

Özellikle Melih Gökçek’in yolsuzluk, imar planlarında hukuksuz değişiklikler yaptığını ve bunları seçimlerden sonra açıklayacağını ifade etmesi şimdiden yeni tartışmaları başlatacak.

Gökçek’e söylediği sözlerden bazıları şu şekildeydi:

“Haysiyetsiz, eşine saygımdan susuyorum, çıkar ilişkisi var, oğlunu milletvekili yaptırmak istiyor, Melih Gökçek tetikçilik yapmak istiyor, Gökçek paralelin kucağına oturmuştur…” Her biri ayrı bir tartışma, polemik konusu…

Arınç’ın başlattığı, Erdoğan’ın sürdürdüğü uzunca bir süredir parti içinde devam eden tartışmaların adeta dışavurumu gibi.

* * *

Erdoğan’ın çözüm süreci eleştirileriyle, Bahçeli’nin MHP Kurultayı’nda yaptığı çözüm tespitleri neredeyse aynı.

Kısacası çözüm sürecinin mimari Erdoğan, son sözleri değerlendirildiğinde MHP ile aynı düşüncedeymiş gibi açıklamalar yapıyor. Bu durum da ‘milliyetçi oyların AK Parti’ye kaydırılması için bir PR çalışması mı yapılıyor’ sorusunun sorulmasına neden oluyor.

Yaşanan gelişmeleri salt çözüm sürecinin anlaşmazlığı olarak yorumlamak mümkün değil. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde başlayan bir süreçten bahsediyoruz.

Benzeri bir tartışma da Merkez Bankası’nın faiz kararlarında olmuştu. Erdoğan doğrudan Merkez Bankası’nı hedef almış ve sert eleştirilerde bulunmuştu. Dolar aniden fırlamış, borsada önemli kayıplar yaşanmıştı.

Tartışmaların hangi noktada şiddetleneceğini kestirmek zor…

Parti içindeki konuşmaların, basın önüne taşınması ve her geçen gün şiddetlendiği ortada.

AK Parti, oy kaybetmemek için bu tartışmaları seçim sonrasına bırakmak isteyecektir. Ahmet Davutoğlu’nun konuya girmemesi de bundan kaynaklı.

* * *

Siyaset sahnesinde tartışmalar devam ederken Başkent’in göbeğinde, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü’nde yaşananlar ise kabul edilebilir değil.

Defaatle dile getirdiğimiz “Kampüslerdeki PKK sorunu” devam ediyor, hem de daha da şiddetlenerek.

PKK yandaşları geçen sene kara listeye aldığı öğrencilere saldırıyor, üniversite yönetimi izliyor. Hacettepe’de, ODTÜ’de ve diğer üniversitelerde yaşananlar ise tam bir skandal.

Çözüm süreci konusunda AK Parti’de bile ortak bir kanaat yokken, savcıların, rektörlerin ve emniyetin anayasal görevlerini yerine getirmeleri gerekiyor.

Öğrencilerin eğitim hakkı ve can güvenlikleri korunmak zorunda.

Yoksa çok daha büyük olaylar ve can kayıpları yaşanabilir.

Üniversitelerdeki gergin atmosfer Türkiye’nin geneline yayılabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir