Dumlupınar’dan Beytepe’ye Her Şey Aynı!

Yıl 2010…

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nde dersten çıkıp evine gitmek için servis bekleyen bir genç… Adı Hasan Şimşek, 19 yaşında… Üniversitesini bitirdikten sonra ailesine, ülkesine faydalı olmak en büyük hayali… Efendiliği ve ağırbaşlılığı ile tanınıyor.

Üniversitede ise günlerdir artan bir gerginlik var… Dönemin KCK yöneticileri ‘üniversiteleri karıştırın’ talimatı vermiş. Sol görünümlü örgüt mensupları her gün çeşitli bahanelerle olay çıkarıp, eğitim-öğretimi durdurup propaganda yapıyorlar. Bazıları okul öğrencisi bile değil.

Öğrenciler yönetime gidiyorlar “PKK bizi tehdit ediyor, yardım edin”, cevap ise “bizim işimiz değil Emniyet’e gidin.”

Emniyet’e gidiyorlar, “Rektörlük kampüse girmemize izin vermiyor, elimiz kolumuz bağlı” cevabını alıyorlar.

Kurumlar birbirlerine topu atıp, bürokrasi yaparlarken 2 öğrenci, örgüt mensuplarının saldırısı sonucunda yaralanıyor ve yine sonuç yok!

***

Mehmet Tuğrul, Hasan ile aynı sınıfta okuyor…  PKK’nın kampüsteki en etkin elemanlarından. Üniversiteye girmeden önce örgüt adına eylem yapmaktan gözaltına alınıyor ama yaşı küçük olduğu gerekçesiyle serbest bırakılıyor.

9 Kasım 2010… Polisin dokunmadığı, okul yönetiminin görmezden geldiği grup etrafa saldıra saldıra kampüs dışına çıkıyor. Mehmet Tuğrul olaylarla ilgilisi olmayan Hasan’ı gözüne kestiriyor, 2 bıçak darbesiyle olay yerinde katlediyor.

Polis ve okul yönetimi ölüm haberi üzerine telaşla harekete geçiyor, 30’a yakın örgüt mensubu yakalanıyor. Savcı iddianameyi hazırlıyor. Kısaca “Eylem KCK’nın talimatıyla yapılmıştır, yapan kişiler terör örgütü üyesidir” demesine rağmen mahkeme kararıyla saldırıyı gerçekleştiren Tuğrul ömür boyu hapis cezası alıyor. Geri kalanlar için ise beraat kararı çıkıyor. Konu kamuoyunun gündemine bile gelmiyor. Olayın takipçisi olacaklarını iddia edenler ortalarda yok!

Hasan yaşasaydı 24 yaşında olacaktı.

***

İzmir Ege Üniversitesi… Fırat Çakıroğlu, eğitimi boyunca çalıştı, çırpındı, didindi; “Bu okulda PKK var, bayrağımıza, ülkemize ve bizlere saldırıyorlar” diyerek çalınmadık kapı, verilmedik mücadele bırakmadı.

Yaşananlar ortada…

Olayı onlarca kişi gerçekleştirmesine rağmen, sadece tek tutuklu var.

Sorumluluk sahibi olanlar hakkında soruşturma bile yok.

Fırat’ın ve arkadaşlarının çaldığı tüm kapıları yüzüne kapatanlar yine kayıplarda…

***

Hacettepe Üniversitesi’nde yaşananlar ise hala ders alınmadığının, hala umursamaz bir sistemin içinde yok olup gittiğimizin ispatı niteliğinde…

Üniversitede kaydı olan ve aynı zamanda örgüt mensubu olan çok sayıda öğrenci var. Hatta geçenlerde bir tanesi Diyarbakır Sur’da kadın polise silahlı saldırı düzenledikten sonra olay yerinde öldürülmüş, okulda adına yürüyüşler düzenlenmişti.

Son 1 yılda PKK saflarında hayatını kaybeden Hacettepe’li (kayıtlı öğrenci) sayısı 5’i geçiyor…

Böyle bir üniversitede öğrenciler sosyal medyadan hedef gösteriliyor, darp ediliyor, canlarına kast ediliyor.

Günlerdir örgütün karşısında duran, tepki gösteren öğrencilere karşı sistematik saldırılar düzenleniyor.

Türkiye’nin gözü önünde cereyan eden olaylara rağmen, hala okulda tek bir gözaltı, tutuklama yok.

Tehdit edilen öğrencilere bir koruma bile tahsis edilmedi, can güvenlikleri yok.

Edindiğim bilgilere göre Emniyet’ten bazı yetkililer mağdur öğrencilere “Okulunuzdaki son 4 yılda olan PKK kaynaklı olayların dökümünü getirin, takip ediyoruz” diyor.

Arkadaşım; o da senin görevin, çocuklar okula gidemiyor, hayatlarına kast ediliyor, Öcalan posterleri asılıyor. Sen hala kanıt arıyorsan ve harekete geçmiyorsan anayasal bir suç işliyorsun demektir.

Ölmek mi kanıttır sizin için!

Tekrar tekrar belirtiyorum ki, Hacettepe’deki terör yapılanması için harekete geçmeyenler, öğrencileri çaresiz bırakanlar anayasal görevlerini yerine getirmemektedir.

Savcılık, Emniyet, Valilik, İçişleri Bakanlığı bu çığlığa kulak verin.

Yoksa yarın çok geç olacak!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir