Dağlıca…

Yazmakta en zorlandığım yazılardan birisi bu…

Çünkü biliyorum ki kelimeler kıyafetsiz, duygular yalın, cümleler sessiz kalacak…

Dağlıca taburunda görevli asker ailelerinin “acaba benim evladım iyi mi” diye ömründen ömür giderken, telaşla bekledikleri bir zamanda ne desek, ne yapsak boş geliyor…

Ülkenin haline baktıkça üzüntüm katlanıyor.

Ajanslardan geçen, çılgıncasına yağan yağmur ve gök gürültüsü videosundan başka Dağlıca ile ilgili elimizde hiçbir görsel yok.

Saldırının yüzlerce terörist tarafından gerçekleştirildiği üzerinde duruluyor…

Genelkurmay’ın olaydan 24 saat sonra gelen açıklamasına göre 16 askerimiz şehit oldu, 6 da yaralımız var.

Böylesin ağır bir tablo karşısında insanı daha da üzen ne biliyor musunuz?

Hala ‘millet’ olamamışız!

Anlı şanlı yazarlar, koca koca insanlar utanmadan, sıkılmadan şehitler üzerinden siyaset yapıyor.

Daha şehit sayısı belli olmadan, daha olay netlik bile kazanmadan, sosyal medyadan birbirlerine saldırıp, hedef gösteriyorlar.

Şehitler orada yatarken, bir anda 400 tartışması başladı.

Analar ağlarken, “1 Kasım’da şu kadar oy alırsak böyle olur, alamazsak şöyle olur” diyorlar.

Onlarca şehit de bile birleşemiyoruz, tek ses olamıyor, millet olamıyoruz!

Hesapçılar, plancılar, çıkarcılar her yanı sarmış.

Ben gerçekten emin değilim terörle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünden.

Eğer büyük devletler gibi terörle mücadele ediyor olsaydık, 1978’den beri insan öldüren bir örgüt karşısında bu kadar çok zayiat vermezdik.

Nerede yaşadıkları, nasıl adam topladıkları, siyasi yapısı, elebaşları, kurucuları, ticaret kanalları, propaganda sahaları… Bunların hepsi tek tek biliniyor.

Tüm bu verilere rağmen çözüm sürecinde;

Binlerce silah yığılmasına,

Militanlar toplanmasına, eğitilip, donatılıp ortalığa salınmasına,

Şehirlere bombalar yerleştirilmesine,

Örgüte siyasi alanlarda sınırsız propaganda yapma hakkı tanınmasına,

PYD’ye göz yumulmasına, peşmergenin güçlendirilmesine,

Sınırlardaki terörist geçişlerine göz yumulmaması, müsaade edilmemesi gerekirdi.

Bu durumların hepsi yazıldı, çizildi, söylendi.

Cevap olarak, “Çözüm süreci, gereken yapılıyor, siz karışmayın, sizin kafanız geri, terör mü istiyorsunuz” denildi.

Sonra akilleri saldılar ortaya.

Devleti suçladılar, Türklüğü aşağıladılar.

Ellerini kollarını sallayan teröristler şehirlerde dolaşıyor, propaganda yapmalarına “ne yani şehitler gelsin, analar ağlasın daha mı iyi” mazaretiyle müdahale etmediler.

Çözüm süreci yanlış gidiyor diyeni “hain” ilan ettiler, yaftaladılar.

Dolmabahçe’de mutabakat yapıp, “sorun yok” dediler.

Kardeşini toprağa gömen Yarbaya, şehit babasına bile laf söylediler.

Şehit ailelerini sınıflandırdılar, yaftaladılar.

Utanmasalar şehitleri bile “Bizden mi, değil mi” diye gruplandıracaklar, kutuplaştıracaklar.

Şimdi şehitler geliyor sıra sıra… Analar ağlıyor, yuvalara ateşler düşüyor, el kadar bebekler yetim kalıyor.

PKK denen eli kanlı örgütle müzakere edilmez, mücadele edilir.

Açılımlar, çözümler örgütü güçlendirmekten başka bir işe yaramadı. Bunun adını koyalım.

Eğer terörle mücadele iradeniz varsa böyle hazin bir tablo karşısında;

HDP’li bakanları azleder yargılarsınız,

PKK’nın sivil unsurlarına karşı yasal gücünüzle operasyon yaparsınız,

Hemen yanı başımızdaki coğrafyalarda örgüte her türlü desteği verenlere üslerinizi açmaz, topraklarınızı kullandırtmazsınız!

One Comment:

  1. gülcan öztürkmen

    çözüm süreci dedikleri türkiyenin bittiği gün oldu. içimiz hep yanıyor ama maalesef askerimizi polisimizi koruyan allahtan ve bizlerin dualarından başka bir şey yok. hakkımı ne bu hükümete nede askerini polisini koruyamayan tsk ve emniyet müdürlüğüne helal etmiyorum. biz asker ailesiyiz ve nefret ediyorum bu ülkenin ekmeğini yiyipte kalleşlik yapanlardan. evlatlarımızın en güzel çağında şehit olmasını kabullenemiyorum. bu göreve gelirken tabiki yemin ediyorlar ama bu savaşı biz çıkartmadık bitirmemizede imkan vermiyorlar. haram zıkkım olsun yedikleri her lokma vatan hainlerine. selamlar sunuyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir