Boğaziçi Lütfetti

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki PKK skandalını 30 Kasım günü detaylarıyla birlikte kamuoyuna duyurmuştuk.

Konuyla ilgili olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin grup toplantısında önemli açıklamalar yaptı. Bahçeli, “İnsanlık onuruymuş, 27 Kasım’da Boğaziçi Üniversitesi’nde PKK’nın sözde kuruluş yıldönümünü kutlayan şehir eşkıyalarına ses çıkarmamak nasıl bir onur halidir?” sözleriyle konuya dikkat çekti.

Üniversite yönetimi de artan tepkiler üzerine sosyal medya hesapları üzerinden kısa bir açıklama yapmayı lütfetti. Açıklamada;

“27.11.2015’teki etkinlik nedeniyle Sosyal Bilimler Kulübü’nün faaliyetleri Rektörlükçe 6 ay boyunca durdurulmuş, inceleme başlatılmıştır” denildi.

Açıklama günü kurtarır gibi gözüküyor.

Çünkü birçok üniversitemizde bu görüntüler artık olağan hale geldi.

İşin kötü yanı sadece propaganda yapmakla yetinmiyorlar.

Dağ ve şehir kadrolarına eleman sağlıyorlar, kadrolaşıyorlar, kendilerine karşıt veya rakip gördükleri öğrenciler üzerinde terör uyguluyorlar.

Üniversitelerimizdeki PKK gerçeği her geçen gün daha da büyüyen bir virüs haline dönüştü.

Rektörler, siyasiler ve birçok STK konuya oldukça duyarsız.

Medyada konuyla ilgili konuşan, yazan, çizenlerin sayısı yok denecek kadar az.

Hal böyle olunca örgüte büyük fırsatlar doğuyor.

Yapılanmalarını genişletiyor, propagandalarını yoğunlaştırıyor, hakimiyetini artırıyor.

Boğaziçi Üniversitesi sadece örnek olaydır.

Her seferinde nerede, ne olay oldu, hangi PKK’lı kime saldırdı diye olaylara dikkat çekmek zorunda mıyız?

Görevlerini yapması gerekenler nerede?

Gençlerimizin anayasal eğitim haklarını ellerinden almak isteyenlere karşı sorumluluk sahibi olup da harekete geçmeyenler, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla hareket edenler bu suça ortaktır.

Bir başka örnek de Dicle Üniversitesi’nde yaşandı. PKK’nın sözde kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında kampüste gösteriler yapıldı, paçavralar açıldı, sloganlar atıldı. Büyük bir gövde gösterisi düzenlendi.

YÖK’e bakıyoruz. Açıklama yok.

Üniversite yönetimine soruyoruz. Cevap yok.

Savcılara bakıyoruz. Ses seda yok.

O zaman sormak gerekiyor.

Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden tutun da, kıyıda köşede kalmış kampüslere kadar uzanan geniş bir alanda faaliyet gösteren terör yandaşlarına verilen tavizlerle PKK ile nasıl mücadele edilecek.

Olayın bir de psikolojik yönü var.

Doğu ve Güneydoğu’da çok zor şartlar altında görevlerini yapan güvenlik güçlerimiz, üniversitelerin orta yerinde yaşanan bu olaylar nedeniyle moral bozukluğu yaşıyor.

Kısacası ufak gibi görülen veya görmezden gelinen üniversitelerdeki terör sorunu, görüntülerin ortaya çıkmasıyla, kamuoyunda tartışılmasıyla çözüm bulmaz.

En ufak bir terör operasyonunda “üniversitede polis terörü, düşünce özgürlüğüne müdahale, üniversiteler özerktir” laflarıyla işi sulandıranlar, söz konusu anayasal eğitim hakları terör örgütü tarafından ellerinden alınan öğrenciler olduğunda ortalarda gözükmüyorlar.

Bir daha hatırlatalım, onlar da bu suça ortaktır!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir