Aradığınız ‘Devlet’e Ulaşılamıyor

Güçlü bir ekonomiye sahip, ulus devlet yapıları oturmuş, hukuk sistemleri işleyen devletler dünyaya yön vermeye devam ediyorlar.

Yön verme süreci de güçlüye göre, onun çıkarları için yapılıyor doğal olarak.
Kısaca filler aynı filler olurken, çimenler ise ezilmeye, hatta yeşeremeden ezilmeye devam ediyor.

Peki çimlerin, ezilenlerin, ezilmeye mahkummuş gibi davrananların hiç mi suçu yok?

Örneğin Ortadoğu coğrafyası neden bu halde?

İslam dünyasında çatışma ve silah kavramı neden sürekli olarak bilginin önüne geçiyor ya da geçirtiliyor?

Ramazan ayında bile neden farklı farklı süreçler yaşanılıyor?

Her geçen gün türeyen, türetilen ve başına “İslam” konulan terör örgütleri neden gündemden düşmüyor?

Tüm bunları görmemize, yaşamamıza, acı çekmemize rağmen neden ders çıkaramıyoruz?

Neden kendi öz kaynaklarımızı doğru yönetebilme kabiliyetimiz yok?

Hukuk sistemleri neden kişilere, hükümetlere göre değişkenlik arz ediyor?

Almanların hukuk sisteminde bir taraftara meşale atmak insan öldürmeye teşebbüs suçu olarak değerlendirilirken, Türkiye’de molotofla insan öldürmek nasıl “özgürlük” olarak değerlendirilip, failleri serbest bırakılabiliyor?

Kendimizi aynada görme lüzumunu bile hissetmediğimizi düşünüyorum.

Hedefi ve açıyı biraz daha küçültelim, duruma sadece Türkiye açısından bakalım.

ABD 30 yıl önce de Ortadoğu’da bir politikaya sahipti, İngiltere de, Almanya da…

Onlarca hükümet, başbakan, başkan geldi geçti ama Ortadoğu’daki Batı eksenli çatışmalar, müdahaleler değişmedi.

Peki bizim açımızdan durum öyle mi?

Her yeni siyasi iktidarda hatta aynı hükümetin farklı dönemlerinde bile dış politikamız değişti.

Temelleri zayıf, ütopik, realist olmaktan uzak; ona silah verelim bizi desteklesin, onu iktidara getirelim ticaret yapalım gibi bir anlayışla yönetilen dış politika gerçeğimiz var.

Eğer öyle olmasa ABD işgal ettiği Irak coğrafyasında sadece paralı askerlerini kaybederken, Türkiye’de 5 milyona yakın sığınmacı olabilir miydi?

Türkiye’nin gelecek yıllarında bu kadar büyük bir sığınmacı kitlenin nereye savrulacağı tahmin bile edilemezken, kurulacak yeni hükümetin dış politikada ne yapacağını, nelere tepki göstereceğini bilemiyoruz.

Daha net konuşalım.

PKK’nın Suriye kolu PYD’yi, Ortadoğu’yu ele geçiren Batılı güçlerin (koalisyon) neredeyse tamamı, uçaklarıyla, yer araçlarıyla, tankları ve silahlarıyla destekliyor.

Hemen yanımızda devlet kuruyorlar. Bölgenin en önemli ülkesi Türkiye’den açıklama bile gelmiyor. Herhangi bir diplomatik hamle yok, askeri hareketlilik yok. Hümanist olmayı kabul edelim o zaman, bari teknoloji, bilim, bilgi üretip o yönlerden güçlenelim. Ama o da yok.

Hem asker millet, güçlü ordu üzerine inşa edilip, bölgenin küçük jandarması olmaya çalış, sonra da kendi soydaşlarının ölmesine müsaade et.

Olacak iş değil.

Artık birileri çıksın ve güçlü bir şekilde “burada devlet var, onun da adı Türkiye’dir” desin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.